|
SON DAKİKA
MERSİN’DE AB YOLUNDA TÜRK USÜLÜ BİR SEMİNER
Harun Arslan harunarslan33@hotmail.com
Tüm Türkiye genelinde bölgesel olarak yapılan “Türk Yerel Medyası
AB yolunda” seminerlerinin 10. su ve sonuncusu Avrupa Birliği
Bakanlığı ve İngiltere Büyükelçiliği işbirliğinde Mersin’de yapıldı.
Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın “AB süreci yerelde başlar”
söylemiyle başlayan proje Mersin, Adana, Hatay, Karaman, Niğde,
Osmaniye illerini kapsayan 50 medya mensubunun katılımı ile
gerçekleşti.
Mersin’de bulunmaları dinleyiciler için büyük fırsat olan
konuşmacılar;
Diplomasi Muhabirleri Derneği Başkanı Zeynep Gürcanlı
Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker
Today’s Zaman Ankara Temsilcisi Abdullah Bozkurt
Avrupa Parlamentosu Eski Milletvekili Ozan Ceyhun
BBC Dış Haberler Sorumlusu Hüseyin Alkan
büyük bir ilgi ve beğeni ile dinlendi.
Maalesef “Türk Yerel Medyası AB Yolunda Seminer i” ne kadar
Avrupai bilgi ve uygulamada olmasına çalışılsa da oryantal şartları
aşamadı.
Son derece değerli konuşmacılar ve bu kadar değerli bilgiler maalesef
oryantal bir usulde verildi ve yine oryantal bir usulde alındı.
Önce Seminer daha başında zamanında başlamadı.
İlk bölümde katılan protokolün konuşmalarından sonra ara verilip
tekrar başlandığında ön sırada oturan 15 yetkili kişiden yalnızca 2 kişi
kalmıştı. Bunlardan birisi tek yabancı yetkili İngiltere Büyükelçiliği’nin
Ekonomi ve Siyasetten Sorumlu Diplomatı, diğeri de Türk gruptan,
toplantıyı sonuna kadar takip eden tek kişi olarak Radyo ve
Televizyon Üst Kurulu Uluslararası İlişkiler Dairesi Uzmanı M. Bora
Sönmez idi.
uzayan kahve molaları,
sarkan saatler,
çalan telefon zilleri, çeşitli zil sesleri,
soru yerine uzun uzun kendi görüşlerini anlatan katılımcılar,
telefonla konuşan katılımcılar ve Bakanlık görevlileri,
salona girip çıkarak dikkati dağıtan görevliler ve katılımcılar,
kendi aralarında konuşan katılımcılar ve Bakanlık görevlileri,
konuşmacılar konuşurken sürekli katılımcılardan imza alarak
konsantrasyonu bozan görevli……………………………………………
Zamanlama sağlanamayan programda geciken Panel ve Panel
bitmeden kalkıp gitmek zorunda kalan Ozan Ceyhun ki, seminerin
beni en üzen tarafı, onu yeterince dinleyememek, soru soramamak
oldu.
İkinci günkü Seminerde yine geç başlama ile başlayan aynı aksaklıklar
sürdü.
Öğleden sonraki oturumun ikinci bölümü başlayacağında salonda
hiçbir görevli yoktu. Seminerin kayıt ve çekim işlerini alan özel firma
yetkilisi semineri başlatmak durumunda kaldı.
Ve bir an önce semineri bitirmek için Bakanlık görevlileri ellerinden
geleni yaptılar ve başarılıda oldular. BBC den gelen ve gerçekten
görüşlerinden oldukça yararlandığımız Hüseyin Alkan’ı yeterince
dinleyemedik.
Belki de böyle bir seminerin nasıl yapılacağı, düzenleyenlerin ve
katılanların uyması gerekenler bir “Seminer Kullanım Kılavuzu” gibi bir
kurallar listesi yapılarak önceden belirtilmeli.
Bakanlık yetkilisi konuşmacılar, Katılım Politikası Başkanlığı
Koordinatörü Elif Kurşunlu ve Proje Uygulama Başkanı Bülent
Özcan’ın gerçekten son derece değerli konuşmaları ve bilgileri
ülkemizin insanının geldiği yer açısından gurur vericiydi. Eski
yıllardakinden farklı olarak AB ye karşı özgüvenli, ülkemizin bu günkü
gücünün bilincinde, kendinden ve bilgisinden emin bu kişilerin
ülkemizin insanları olmaları sevindiriciydi.
Diğer taraftan ülkemiz insanlarının Türk usulü yaptıkları seminer de
görevlilerin samimiyeti, kibarlığı, misafirperverliği son derece güzeldi.
Fakat burada Avrupa’nın disiplin, zamanlama, mükemmeliyetçilik
vasıflarının duygusuzca sunulmasına, bizim olumlu duygusallıklarımız
katılsa mükemmel olacaktı. Sanırım genelde AB yolundaki
problemlerden önemli birisi bu olsa gerek.
Yıllar önce bir Alman dostumun söylediği “Bir insan istiyorum beyni
Alman, kalbi Türk” sözleri hep aklımdadır. Ama bu gün biz Türkler
için önemli ölçüde duygularımızın kaldığını ama mantık ve bilgi
gelişimimizin arttığını düşünüyorum. Buda sanırım bir ana gerçeği
ortaya koyuyor.
Seminere katılanlardan hiç birinin böyle bir eleştiri yapmayacağını
ve bu eleştirinin de eleştirilenler tarafından hoşa gitmeyeceğini
biliyorum. Fakat eleştiri özürlü ve alıngan bir millet olma özelliğimizi
yenemediğimiz takdirde en azından bu duygular yönünden AB
yoluna uyamayacağız. Avrupalıların önemli bir özelliği , çekinmeden
eleştirebilmeleri, eleştirileri dikkate almaları ve bir sonraki
yapılacaklarda bunları düzeltmeleri ve Avrupa bu en önemli özelliği ile
dahi ileriye gitmede ve doğruyu bulmada sürekli yol alıyor. Bizlerde
eleştirip birilerinin üzülmesini ve alınmasını istemediğimizden tüm
bunları kendimize saklıyoruz ve de değişemiyoruz.
Son toplantının Mersin’de olmasına özel bir anlam yükleyebiliriz.
Mersin kentin bir ucundan diğer ucuna uzanan ana caddesi üzerinde
iki cami, bir Katolik birde Ortodoks kilisesi bulunan, mezarlığında
üç dinin insanlarının bir arada yattığı, yüz yıl öncesinde 12
konsolosluğun, bir Havranın olduğu, 60 yıl önce opera ile tanışmış,
limanı ile tüm dünyaya ticaret yapmış, önemli bir ticaret merkezi
olmuş, bir zamanlar Türklerin, Rumların, Arapların, Ermenilerin ve
daha bir çok milletin bir arada barış ve hoşgörü içerisinde yaşadığı bir
kent.
Sanırım bu özellikleri ve o günkü zenginliği ile Mersin bir çok yönden
yarım asır önce adeta Avrupa Birliğinde olmuş sayılabilecek bir kent.
İş adamlığı ve Rotaryen kimliğimle yurt içi ve yurt dışında bir çok
seminer ve toplantıya katılmış bir kişi olarak, ülkemizde de Batı
düzen, disiplin ve zamanlaması ile Doğu’nun misafirperver, güler yüz
ve içtenliğinin birleştiği bir anlayışın hakim olmasını ve bu göreve en
iyi uyan AB Bakanı Egemen Bağışın özelliklerinin ekibinin tümüne
daha çok yansımasını diliyorum.
Harun Arslan
Yükleniyor...
|
![]() |