Geçmişi antik çağlara uzanan ve sırasıyla Kizuvatlalılar, Hititler, Asurlular ve Persler'in egemenliği altına giren Anamur, MÖ 333'te Büyük İskender’in doğu seferi sırasındaMakedonya Krallığı’na bağlanmış, bu dönemden sonra kentin adı "Anemurium" olarak anılmaya başlanılmıştır. Anemurium, antik kaynaklara göre “Rüzgarlı Burun” anlamına gelmektedir. MÖ 1. yüzyıl'da Roma, sonra Bizans egemenliğine giren Anamur, Bizanslılar zamanında yeniden inşa edilmiştir. Daha sonra sırasıyla Arapların, Bizanslar'ın, Anadolu Selçukluların, yeniden Bizans'ın ve Kilikya Ermeni Krallığı'nın eline geçen Anamur, Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat’ın, Ertokuş Bey’i kıyı şehirlerinin alınmasıyla görevlendirmesi sonucu, 1228'de Selçuklular'ın, 1243'te yeniden Kilikya Ermeni Krallığı'nın, daha sonra 1275'te Karamanoğulu Beyliği'nin ve 1471'de Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçmiştir.

Mersin iline bağlı Anamur, yurdumuzun 24 sayılı Karayolu üzerinde yer alır. Yüzölçümü 2005 km.'dir. Mersin iline 230, Silifke'ye 138, Bozyazı'ya 16, Gazipaşa'ya 79; Aydıncık'a 52 km, Alanya'ya 125 km. uzaklıktadır. Batısında Antalya iline bağlı Gazipaşa, kuzey doğusunda Gülnar, kuzeyinde Karaman iline bağlı Ermenek, doğusunda Bozyazı ilçeleri yer alır.







Anamur Hitit döneminden Kizuvatna krallığının etki alanındaydı. Bu krallık zaman zaman Hititlere bağlı duruma girmiştir. Yerleşme İ.Ö. 8. yüzyılda Asurluların egemenliğine geçti. 6. yüzyılda Anadoluya giren Perslerce denetim altına alındı. İ.Ö. 333'te ise Büyük İskender'in doğu seferi sırasında Makedonya Krallığına bağlandı. Bu dönemde Anemurion adıyla anılan kentin çevresi, çeşitli dönemlerdeki onarımlarla günümüze ulaşan ve kale görünümünü alan iç içe iki dizi surla çevriliydi. O dönemde Soloi'den Aspendos'a giden kıyı yolu Anemurion'dan geçmekteydi. Büyük İskender'in İ.Ö. 323'te ölümü üzerine kurulan devletlerden Selevkos'ların eline geçen yerleşme İ.Ö. I. yüzyılda Roma egemenliğine girdi. Roma İmparatoru Caligula doğu Akdeniz kıyısındaki kimi kıyı kentleriyle birlikte Anemurium'u da Kommagene krallığına verdi.
 
 

 Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Anamur ve yöresi Bizans'a geçti. (I.S. 395) Bizans döneminde Anadoluya yönelen Arap akınları Abbasi halifesi Mansur zamanında başladı. (8. y.y.) Bu tarihten sonra Anadolunun güneyindeki bir çok yöre gibi Anamur da Arap ve Bizans arasında bir kaç kez el değiştirdi. Selçuklu Türkleri Anamur kalesini ele geçirdikten sonra yöre Türk egemenliğine girer. Selçuklunun güçsüzleştiği dönemde Karamanoğullarının yönetimine giren kent 15. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı topraklarına dahil edildi.

Geçmişi Antik Çağlara uzanan Anamur İlçesinin adı, eski "ANEMORİUM" adından gelmektedir. Latince kökenli olan "ANEMORİUM" ismi "RÜZGARLI BURUN" anlamına gelmektedir. Bilinen tarihe göre Finikeliler, Hitit ve Asurlular'ın, daha sonra İranlıların, sonra da Romalıların eline geçmiştir. Romalılardan Bizanslılara geçen Anamur, Bizanslılar zamanında yeniden inşaa edilmiştir. Selçuklu Hükümdarı Alaaddin KEYKUBAT "ERTOKUŞ BEYİ" kıyı şehirlerinin alınmasına memur etmiş, o da 1228'de Anamur'u zaptetmiştir.Daha sonra Karamanoğullarının idaresine geçen Anamur, bilahire Osmanlı İmparatorluğu Birliğine katılmıştır. 1859 yılında Osmanlı İdare Teşkilatında Müdürlük, 1869 yılında ise Kaymakamlık olmuştur.


Anamur’a yerleşen Türk boyları Oğuzların YIVA boyuna mensupdurlar. II. Beyazit döneminde İç-il deki büyük kuruluşlardan birisi de YIVA oymağı idi. İç-il yivaları büyük ve küçük olmak üzere iki kola ayrılırlar. Bu dönemde YIVA boyuna mensup kırk köyün mevcut olduğu kayıtlarda geçer.
Anamur ve çevresinde Toros ilçelerinden inen dağların uç noktaları büyülü bir ortam yaratarak falez kayalıklarla bütünleşir. Denizden dağlara doğru çıkıldıkça sayısız yayla yerleşimine ulaşılır. İlkbaharda dağ zambaklarının yanında çok sayıda çiçeğin süslediği dağlar bir renk cümbüşü içinde sonsuz etki yaratırlar.
Dağlarda yaşantılarını evcil hayvanların ürünlerine bağlayan göçebe topluluklarının en önemli estetik üretim biçimlerinden olan kilim dokumaları Orta Asya motif ilişkilerini günümüze taşırlar. Bu kilimler boncuklu, çiğni, düşük, ala, aynalı gibi adlar alırlar.
Özgün halk sanatçılarının yanında yöreden derlenmiş oyunları uygulanan özgün halk dansları toplulukları bir çok kez Türkiye birinciliği kazanmışlar, ünlerini tüm dünyaya duyurmuşlardır.