|
SON DAKİKA
Beynimizdeki Birkaç cm³’lük Dünya
Kerime Koç kerimekoc@gmail.com
Dünya, insanların denenerek aralarından iyilerin ve kötülerin birbirinden ayrıldığı
bir mekandır. Tüm insanlar geçmişten bu yana hak kitaplar, peygamberlerle
uyarılmışlar ve imana davet edilmişlerdir. Yüce Allah’ın kudretini kavrayan ve
O’nun her şeyi yarattığını, kendisini de imtihan ettiğini anlayan bir insan artık
öğrendiklerinden sorumlu hale gelmiştir.
İnsanlar aklının yettiği kadarıyla Allah’a iman etmekle, yarattıkları üzerinde
düşünmekle ve O’nun emirlerine uymakla sorumludurlar. Dolayısıyla insanlar
bütün yaşamları boyunca bir imtihan ortamında yer almaktadırlar.
İnsan yaşamı boyunca daima bir seçim yapmak durumunda kalmaktadır. Ve bu
seçim insanın vicdanıyla yapmış olduğu bir seçimdir. Görebilen bir insan için,
etrafında Allah’ın yarattığı trilyonlarca yaratılış mucizesi bulunmaktadır. Bunların
hepsi bir Yaratıcısı’nın olduğunu dile getirmekte ve Allah’ın varlığını açıkça
göstermektedir. Öyle ki, yaratılmışların hepsi Yaratan’ın çok büyük güç ve kudret
sahibi olduğunu, çok yüce olduğunu insanlara göstermektedir. Vicdanının sesini
dinleyen bir insan, bu gerçeği apaçık görebilir. Yani vicdanına uyan bir insan hiç
şüphe etmeksizin, Yüce Yaratan’a teslim olur. Dünya hayatında imtihan olduğunu
idrak eder ve o andan itibaren sonsuz kudret sahibi Allah’ın hoşnutluğunu
kazanmak amacıyla yaşar.
Ayrıca küçük bir çocuk da etrafındaki her şeyin bir tesadüf sonucunda
oluşamayacağını bilir. Tüm bunların bir amacının olması gerektiğini kolayca
anlayabilir. Bir çocuk o tertemiz aklıyla, kuşların, annesinin mutfakta büyüttüğü
çiçeklerin, sıra arkadaşının, dağların, ucunu göremediği denizlerin tesadüfen bir
anda meydana gelmeyeceğini bilir. Çocukların dahi hemen kavrayabildiği Allah’ın
yaratılış mucizelerini, bazı insanlar hiçbir mantığa dayanmadan inkar ederler.
Kaldı ki, bu insanlar, etraflarında gördükleri her şeyin; deniz, gökyüzü, dağlar,
elmalar, kirazlar, evler, arabalar, hayvanlar… beynin gibi birkaç cm³’lük bir alana
sığdığı gerçeğini de kabul etmiş insanlardır. Bu olayı son yüzyılın bilimi ispat
etmiştir. Böylece ağlayan, gören, bilen, özlem duyan, konuşan, sevgi ve şefkat
gösteren, anlayabilen varlığın kendi bedenimizin olmadığı; bunların gerçekleştiği
varlığın Ruh olduğu bu şekilde ispat edilmiştir. Dolayısıyla yaratılışı kabul
etmeyen insanların bu gerçeği inkar etme durumları yoktur. Bilim adamlarının
metafizik bir gerçek olarak buldukları ve yalnızca Kuran’da bahsedilen ruh,
Allah’a inanmayan fikir adamlarının ileri sürdükleri asılsız düşünceleri yerle bir
etmektedir.
Aslında Allah’a inanmayan bu bilim adamlarının ileri sürdükleri bu fikirlerin
asıl amacı, Allah’ın varlığını ve birliğine inanmadıklarını göstermez. Hepsi bir
Yaratıcı’nın olduğunu kesin olarak bilmektedirler. Onlar son yıllarda giderek
yükselen dinin, bir şekilde önüne geçmek istedikleri için bu tip sapkın yollara
başvururlar. İnananların sahip çıktıkları birtakım değerleri, tabiat olayları süsüyle
ortadan kaldırmak isterler. Hem böylece evrim teorisinin de geçerliliğini korumuş
olduklarını da düşünmektedirler. Ancak tüm bu düşünceler içinde oldukları sırada
diğer tüm insanlar gibi kendileri de bir denemenin içinde yer almaktadırlar. Ve
elbette ki, Yüce Allah onların her anını izlemektedir. Ki onlar Allah inancına karşı
çıktıkları bir sırada ahiret gerçeği ile karşı karşıya geleceklerdir. İşte o anda inkar
ettikleri her şey onlar için bir azaba dönüşecektir. Yüce Allah’ın varlığını, birliğini,
kudretini, yaratma sanatını hiç tereddüt etmeden kabul edeceklerdir. Fakat bu
andaki pişmanlık hiçbir yarar sağlamayacaktır.
Allah hak ile hükmeder. Oysa O'nu bırakıp taptıkları hiçbir şeye
hükmedemezler. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir. (Mümin Suresi, 20)
Yükleniyor...
|
![]() |