İlçemizin yerleşim tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte ilçeye adını veren Namrun Kalesi ve etrafı ilk yerleşim yerleridir 1081’e kadar Bizans İmparatorluğu egemenliğindedir.Daha sonra bölge Selçukluların ve sonra diğer Müslüman devletlerin egemenliğine  geçmiştir.1845 'den sonra başlayan Osmanlı Memluk savaşları sırasında Namrun'u Ali Paşa ele geçirmiş, 19.yüzyılın ikinci yarısından sonra bir nahiye merkezi olarak idari taksimat içindeki yerini almaya başlamış ve sonrasında Tarsus İlçesine bağlı nahiye iken, 09/05/1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla Tarsus İlçesinden ayrılarak, 27/08/1991 tarihinde Çamlıyayla adıyla ilçe statüsüne kavuşmuştur.

İlçenin yüzölçümü 811 kilometrekare olup, yüksekliği şehir merkezinde 1.100, yerleşim yerlerine çıkıldıkça 1.400 metreyi bulmaktadır. İlçe kuzeyden Ulukışla–Niğde, kuzeybatıdan Ereğli-Konya, batıdan Mersin, doğu ve güneyden Tarsus ilçesi ile çevrili olup, Torosların zirvesine yakın, yayla iklimine sahip bir yerleşim birimidir.

Önemli tarihi yerleri;  

NAMRUN KALESİ

 Çamlıyayla'nın en önemli tarihi kalıntısıdır. İlçenin kuzey yamacında yükselen tepe üzerindeki Namrun Kalesi’nin günümüzdeki yuvarlak burçlu yapısı ortaçağdan kalmadır. Hititler ve Asurlar zamanında “ illibru” olarak bilinen kale, Haçlılar'ın, Anadolu Selçukluları’nın, Kilikya Ermeni Krallığı'nın daha sonra da Karamanoğulları Beyliği ve Osmanlı Devleti’nin yönetimine girmiştir.

1854'den sonra başlayan Osmanlı Mısır savaşları sırasında, bir süre Mısır egemenliğinde kalmıştır.Başka Bir Kaynaktan alınan tarihçe bilgileri ise şöyledir: İlçenin yerleşim tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte ilçeye adını veren Namrun Kalesi, Haçlıların bu bölgeye geldikleri devirlerde ve Selçuklular zamanından başlayarak uzun süre Ermenilerin elinde kalmış bu devrede Namrun Sinyörü olarak tanınan Oşin'in burada hüküm sürdüğüne dair bilgiler mevcuttur. Oşin'in 1081 tarihinde askerleriyle birlikte Bizans imparatoru Alaksios'un kumandanı durumundayken bölge Selçuklulara ve daha sonra diğer Müslüman devletlere geçmiştir. 1845 'den sonra başlayan Osmanlı Memluk savaşları sırasında Namrun'u Ali Paşa ele geçirmiş. Çamlıyaylanın ilk yerlerşimi bu kalenin etrafında başlamıştır. Günümüzde de yerli halk, kışın yine bu bölgede yoğunlaşır.Bu bölgedeki halkın geneli yazları bağ evlerine taşındığından yazları bu bölgedeki nüfusta değişim olur. Namrun Kalesi’ne kalenin eteğindeki “köy” denilen bölgedeki eski okul ve lojmanların yoldan veya Namrun Dağ Oteli’nin bahçesinden yaya olarak çıkılır.

 


ANA ARDIÇ

Ana Ardıç, ilçemizin en yaşlı ve büyük ardıç ağacıdır.Ağaç, zamanla bölgeye adını vermiştir. Çamlıyayla ilçe merkezinin batısında Papazın Bahçesi’nden gidildiği zaman 30 km uzaklıkta, Koz Pınarı mevkiindedir. Çamlıyayla’dan kuzeye doğru yaklaşık 20 km kadar gidildiğinde Bolkar Dağları eteğinde ve Kadıncık vadisinin kuzeyinde Ana Ardıç’a ulaşılır.

Ana Ardıç, bir tarih ve tabiat anıtıdır. Bugün 1107 yaşında, 22 metre boyunda ve 3,5 metre çapında Türkiye’deki ender ağaçlardandır. Malazgirt zaferini yaşamış olan bu ağacımızın bulunduğu yerden Kadıncık vadisinin harika yeşil ve sarp manzarasını izlemek bambaşkadır. Eski yıllarda bu ağacın dalında 50 arı kovanı bulunduğu söylenmektedir. aşkadır. Ağacın çevresini on kişi rahatlıkla çevirdiği halde gövdeyi kapatamamaktadır.  

 

 

 PAPAZIN BAHÇESİ

Papazın bahçesi, Çamlıyayla'nın en çok ziyaret edilen mesire yerlerinden biridir. Çakırlı boğazından Fakılar köyüne ayrılan yolu takip ederek stabilize bir yoldan ya da ilçenin batısındaki Toroslara çıkılan yolun Bokluboyun mevkiinde aşağıya ayrılanyoldan gidilir.

Papazın Bahçesi, Çamlıyayla’nın çarşı merkezine 13 km mesafededir. 27 virajla Berdan Çayı’nın bir kolu olan Karageçit Irmağı’nın seviyesine inilir. Kış mevsiminde yağışlar nedeniyle yolun çok zarar görmesine rağmen, bu bölgede Orman İşletme Müdürlüğü’nün koruma ve dikim alanları bulunması, Çamlıyayla Belediyesi’nin içme suyu pompaları ve alabalık yetiştirme havuzları bulunduğu için yol devamlı olarak araç trafiğine açıktır.

Berdan Çayı’nın bir kolunun gözü buradaki çınar ağaçlarının altından çıkar ve ilçeye özgü kırmızı benekli doğal alabalık (mercan) yaşar. Vadi içerisinde muhteşem ağaçlar ve şelaleler arasında alabalık yetiştirme havuzları, mesire yerleri ve hizmet binaları bulunmaktadır. Bahçeden ilerisi orman koruma sahası olduğu için geçiş kontrollü olarak verilmektedir. 

 

 

 SİNAP KALESİ

Namrun Kalesi’nden sonra ilçenin ikinci büyük tarihi yapısıdır. İlçenin kuzey doğusunda yer alır.Namrun Kalesi’nin arka kısmında kalan Sinap Kalesi’nin ilçenin çarşı merkezine uzaklığı 5 km mesafede olup, Çayırekinliği’nde mevkiinde yolun kenarındaki levhanın gösterdiği yoldan ayrılarak arabayla kalenin yanına kadar gidilebildiği gibi, kale deresinden patika yollarla yaya olarak da gidilebilir.

Kale içerisindeki kemerler ve kale burçları kısmen yıkılmış olup kemerlerde sandal ağaçları ve çalılar yetişmiştir. Kalenin ön cephesindeki kapıdan girilerek burçlarına kadar çıkılabilir. Kalenin güneyinde bulunan sinap çeşmesinde 4 mevsim içme suyu bulunmakta olup kale ve çevresi piknik için çok uygundur. 

 

  ÇİNİ GÖL  

Çamlıyayla’nın en özel ve en tanınmış gölüdür. Bolkar Dağları’nda yer alan buzul göllerinin en önemlisidir. Çamlıyayla sınırları içerisinde yer alan, 2500 metre yükseklikte bir krater gölü olup, 25.000 m2’lik yüz ölçüme sahiptir. Ölçülebilen derinliği 100 metrenin üzerindedir. Dipten kaynadığı sanılıp, siyaha çalan lacivert bir rengi vardır.

Çini Göl, derinliğinden dolayı halk arasında “dipsiz” ismiyle de anılmaktadır. Suyu içmeye elverişlidir. Çini Göl’ün görülen doğal güzelliği haricinde, turizme bir diğer katkısı, gölün kenarında dağcılar için kamp alanının yer almasıdır. Çini Göl’ün bulunduğu mevkiide bu gölden hariç irili ufaklı 9 krater gölü mevcuttur. Çini Göl, Toros Dağları’na yolunuz düşerse mutlaka uğramanız gereken bir doğa harikasıdır. 

  

 TOROSLAR ve KIRLAR

Toroslarda ormanın bittiği yerden itibaren başlayan yerler halk arasında “kır” diye tabir edilir. Çamlıyayla’ya ilk içme suyunun geldiği Çatak yolundan gidildiğinde ise, Olucak’tan sonra Yayla gösteren mevki geçilince kırlar başlar. Buralarda Yayla gösteren, Çıkrıcak, Kurudere, Çatak, Bokluboyun, Yarıcak, Sayın dibi, Sayınbaşı, Çini Göl, Eğri Göl, Yazıgöl, Göğere, Kapı Göl, vb. isimleri olan kırlar yörüklerin ve arıcıların yazlık konaklama yerleridir.   Kozağacı yolundan gidildiğinde Seki ve Yağboluğu’ndan itibaren Meydan’a doğru uzanan kırlar ise, yerli yörüklerin yazlık yurtlarıdır. Kırlarda bitki örtüsü kekik, keven, şalgaba, dağ çayı vb. otsu bitkilerden ibarettir. Kırlar, Çamlıyayla’da arıların, koyunların ve keçilerin en iyi beslendiği ve en kaliteli hayvansal ürünlerin alındığı bölgelerdir