Gündem:
KARBOĞAZI ZAFER ŞÖLENİ ŞEHİT DOLAYISIYLA İPTAL EDİLDİ

Mersin Haber Ajans

 

Adana Pozantılı Polis Özel Harekât Erhan Konuk’un Hakkari’de şehit düşmesi münasebetiyle, gerçekleştirilecek olan tüm etkinlikler Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz ve diğer belediye başkanlarının ortak kararıyla iptal edildi.

 

Başkan Kocamaz teröre lanet okurken, şehit düşen polis Erhan Konuk’a Cenab-ı Allah’tan rahmet, dost ve yakınlarına baş sağlığı diledi.

 

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, 17. Geleneksel Karboğazı Zafer Şöleni ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada ise şunları söyledi:

 

“Bugün 6 Ağustos 2017…

 

Şanlı tarihimiz boyunca nice zaferler kazandığımız Ağustos ayı, Türk’ün zafer ayıdır.

26 Ağustos 1071 Malazgirt; 11 Ağustos 1473 Otlukbeli; 23 Ağustos 1514 Çaldıran; 24 Ağustos 1516 Mercidabık; 29 Ağustos 1521 Belgrad’ın Fethi; 29 Ağustos 1526 Mohaç; 1 Ağustos 1571 Kıbrıs’ın Fethi; 23 Ağustos 1921 Sakarya; 26-30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz…

 

9 kutlu ışık gibi şanlı tarihimizi aydınlatan bu 9 büyük zafer, kazandığımız daha nice zaferlerle birlikte vatan topraklarımızın tapu senetleridir.

 

Kutlu bir Ağustos günü kazandığımız Malazgirt Zaferi ile kapısını açtığımız Anadolu’nun “ebedi Türk yurdu” olarak kalması, yine kutlu bir Ağustos günü kazandığımız Büyük Taarruz Zaferi ile sağlanmıştır.

Bizler bu vatanı kolay kazanmadık… Uğruna milyonlarca şehit verdik… Bugün de o mübarek şehitlerle aynı karardayız. Yurdumuza, canımız pahasına, kara sevdalılar gibi sevdalıyız.

Merhum Osman Yüksel Serdengeçti’nin ifadesiyle;

“Ben Türküm! Ben kıtalara, iklimlere sığmayan, milletlere hükmeden bir ırkın çocuğuyum. Damarlarımda üç kıtanın ırmakları dolaşır. Denizlerde hür dalgalar beni anar, beni söyler.”

Türlü hile ve tezgâhlarla bizi bin yıllık vatanımızdan koparmak isteyenler, bölücü ve paralel hainleri içimize salanlar, üç kıta ve yedi iklime hükmeden Türk’ün şanlı tarihini sakın ha sakın unutmasınlar.

 

Türk’e kefen biçmeye kalkanlar bu gerçeği akıllarından çıkarmasınlar. Ellerindeki topa, tüfeğe, füzeye; içimize sürdükleri Truva atlarına güvenmesinler… Türk’ün ayranını kabartmasınlar… Bozkurt’un cesaretini sınamasınlar…

Türk, gerektiğinde ölebilen bir milletin adıdır. Ve vatan için ölmek, ölümlerin en güzelidir. Peygamber Efendimizin de buyurduğu gibi; “Vatan sevgisi imandandır.”

 

Torosları yurt tutan vatansever yiğitler,

 

Tarih boyunca verdiğimiz şehitler, hem içimizi sızlatan derin acılarımızın, hem de çağları aşan kıvanç ve sevinçlerimizin ilham kaynağıdır.

Atlas, kana boyandıkça bayraklaşır; toprak, kanla sulandıkça vatanlaşır; toplumlar ölmesini bildikçe milletleşir.

 

Bir milletin, kahramanlarını saygı ile anması ilerde de büyük kahramanlar yetiştireceğinin müjdesidir. Gençlerimiz çevrelerinde ne kadar çok kahraman örneği görürlerse, yiğit yetişme ihtimalleri o kadar artacaktır.

 

Bugün burada hatıralarını yâd ettiğimiz 44 Gülekli kahramanın yazdığı destan, günümüz ve yarınlarımız için altın öğütlerle doludur.

 

Asker sayısı bakımından kendisinden 15 kez daha kalabalık, silah gücü bakımından kendisinden onlarca kez daha güçlü Fransız birliğini esir almayı başaran 44 Gülekli kahraman ile ne kadar öğünsek azdır.

 

Karboğazı zaferi, sadece Pozantı’yı işgal eden Fransız Taburunun esir edilmesi olayı değildir. Bu zafer aynı zamanda yeni başlayan Milli Mücadelenin moral gücünü de arttıran büyük bir motivasyon kaynağıdır.

 

Çukurova, Milli Mücadelemizin başlangıcı bakımından da önemlidir.

 

Türk’ün son kalesi Türkiye’yi elimizde tutan bu kutlu mücadelenin ilk ateşi; son siperimiz Çanakkale’nin parlayan yıldızı, Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal tarafından Çukurova’da yakılmıştır.

 

Birinci Dünya Savaşını sona erdiren Mondros Mütarekesi’nin imzalanması üzerine Mareşal Liman Von Sanders’in yerine Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına atanan Mustafa Kemal Paşa, 31 Ekim 1918’de Adana’ya gelerek komutanlığı devralmıştır.

 

3 Kasım günü Adana’da gerçekleştirdiği toplantıda alınan kararları duyurmak üzere 5 Kasım 1918’de Mersin’imizi şereflendirmiştir.

 

Toros eteklerindeki karakolların artırılmasını, depodaki silah ve cephanenin dağ köylerine dağıtılmasını isteyen Gazi Paşa, “Harp bitmedi, asıl mücadele bundan sonra başlayacaktır, silahlarınıza sahip olunuz” diyerek, Milli Mücadelenin ilk işaretini Mersin’de vermiştir.

Ata’larını mahcup etmeyen Çukurovalı yiğitler, Karboğazı ile birlikte daha nice zaferler kazanarak bölgemizi düşmanlardan temizlemişlerdir.

Büyük önderimizin şu sözleri, bu emsalsiz yiğitliğin ve Ata’mızın milletimize olan sarsılmaz inancının veciz bir ifadesidir:

 

“Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa; şunu çok iyi biliniz ki, bu dünyada hiç bir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.”

 

Bin yıldır neden bu topraklarda bulunduğumuzun en net bir ifadesi olan bu sözlerin sahibi Gazi Mustafa Kemal, Torosların zirvelerini yurt tutan Yörük-Türkmen yiğitlerini; yani sizleri, bizleri, hepimizi tarif etmektedir.

 

Büyük Atatürk’e, bu tarihi cümleyi söyleten, Toroslar ve Çukurova’da destan üstüne destan yazan Kuvayı Milliyecilerin torunları olarak, ecdadımızla ne kadar iftihar etsek azdır.

Önemli olan tarihten ve yaşananlardan dersler çıkarmaktır. Tarihten ders alınmazsa tekerrüre devam eder.

 

Nitekim 15 Temmuz’da yaşadıklarımız, geçmişte yaşananlardan yeterince ders alınmadığını göstermektedir. Hiç olmazsa şimdi dersler çıkarılmalı, aynı hatalara bir daha düşmemek için tedbirler alınmalı, gaflete düşülmemeli, uyanık olunmalıdır.

Kahraman Çukurovalılar,

 

Zaferler, milletler için soluk almak gibi temel bir ihtiyaçtır. Zaferlerin törenlerle kutlanması ise oksijenin ciğerlere dolması gibidir.

 

Bugün burada yüce Torosların tertemiz havasını, Karboğazı zaferinin kıvancı ile birlikte ciğerlerimize dolduruyoruz. Kalplerimiz, tıpkı Akdeniz gibi gurur ve heyecanla çırpınıyor.

Tarihin hiçbir döneminde devletsiz kalmayan Türkler, Mondros Mütarekesi ve Sevr Anlaşmasının dayattığı gurur kırıcı şartları elbette kabul edemezlerdi. Esaret, Türk’ün kaderi olamazdı.

 

Yalnız, ölmesini bilenler yaşama hakkına sahiptirler. Bugün bizler, ölmesini bilen ecdadımız sayesinde hâlâ bu topraklardayız. Onların hatıralarını yaşatmak, emanetlerine sahip çıkmak boynumuzun borcudur.

 

Bir milleti yok etmenin en kestirme yolu, onu mazisinden koparmak; inanç ve ideallerini yok etmektir. Bu nedenle tarihimize sahip çıkacağız. İdeallerimizin ilham kaynaklarını şanlı mazimizde bulacağız.

 

“Tarih, coğrafyayla insanın izdivacıdır” diyor Cemil Meriç. Biz bin yıldır bu topraklarla nikâhlıyız. Ayrılmaya da hiç niyetimiz yok.

 

Hayatın kanunu, dün olduğu gibi bugün de kavga... Dünya yangın yerine dönmüşken başımızı kuma gömemeyiz, karamsarlık haram bize…

Her zamankinden daha uyanık olmalı, birlik ve beraberliğimizi korumalı, içimizdeki Truva atlarına ve bölücülere göz açtırmamalıyız.

 

Milletler, paylaşılmayan acılarla yıkılır, paylaşılan sevinçlerle büyürler. Bizler, acılarını da sevinçlerini de paylaşmayı bilen; birliğin, beraberliğin en güzel örneklerini veren asil bir milletin mensuplarıyız.

 

Ulu ağaçlar fırtınalı bölgelerde boy atarlar. Yeryüzünün en fırtınalı coğrafyası olan Anadolu’da bin yıl varlık gösterecek Türk’ten başka bir millet daha yoktur. Bu nedenle Türk, tüm zamanların en ulu çınarıdır.

 

Zaferleri, kahramanları yaşatmak, milleti yaşatmaktır. Kahramanlık duygumuz canlı, şanlı ordumuz sağlam kaldıkça; bütün kayıpları telafi eder, bütün zorlukların üstesinden geliriz.

Bu nedenle, hangi gerekçe ile olursa olsun, Silahlı Kuvvetlerimizi zaafa uğratmak, Türk’ün ordu-millet karakterinde gedikler açmak, eğer gaflet değilse büyük bir ihanettir.

 

Yüce Torosların Korkusuz Yiğitleri,

 

Bizleri bugün burada buluşturan Karboğazı Zaferinin gözüpek yiğitlerinden de kısaca bahsederek konuşmamı noktalamak istiyorum.

 

Bu önemli zaferin kazanılması sırasında Kuvayı Milliye Çukurova Genel Komutanı olan Tekelioğlu Sinan ve Karboğazı destanını yazan Kara Bomba Müfrezesinin komutanı Kara Afet Ütğm. Hasan Fehmi Beye…

 

Gülek’teki işgalci Fransız Birliği’ne yardım için tankla, topla, uçakla hücuma geçen 5.000 kişilik işgal kuvvetine Kavaklıhan’da iki kez geçit vermeyen Tğm. Cemal Efe, Tğm. Veli Haşim, Molla Kerim ve diğer kahraman müfreze komutanlarımıza…

 

Fransız taburunu Karboğazı’na doğru süren Kumcu Veli’ye, işgalcilerin seyir güzergâhını Milli Kuvvetlere bildiren Gülekli Hatice Hanım’a, Tarsus Grubu’nun Demirtaş, Çeliktaş, Tozkoparan, Bozkurt, Tarsus Gençler, Gökbayrak, Selçuk, Kayıhan, Süvari ve Baltalı müfrezelerine…

 

Kavaklıhan Grubu’nun Karayayla, Göçüklü, Kara Mehmet Ağa, Bucaklı Hasan Ağa, Polatlı Emin Ağa, Urgankıranlı Molla İzzet, Aktaşlı Ali Efendi, Kurbanlılı Akış Ağa, Yanıkkışlalı Tekelioğlu Mustafa, Kamberhüyüklü Veysel Çavuş ve Eminlik’ten Molla Nasuh müfrezelerine…

 

Mersinli Yedek Teğmen Hilmi Gök komutasındaki bölüğü oluşturan; Müdafaa-i Vatan, Berdan, Efeler, Karacaaslan, Kumdere, Karafaki Aslanyürek, Urfalı Mehmet, Pozçalılı Deli Mehmet, Küçük Karayaylalı İnad Ali ve Selim Çavuş müfrezelerine binlerce şükran…

 

Mersin cephesindeki Başnalar, İçme, Gudubes, Emirler, Birinci ve İkinci Su Bendi savaşlarında; Mezitli ve Kızılyar Çiftliği Baskınlarında…

 

Tarsus cephesindeki;  Birinci, İkinci ve Üçüncü Eshabıkehf, Birinci ve İkinci Hacı Talip, Bağlar, Küçük Ziyaret, Karadirlik savaşlarında; Rasim Bey Fabrikası baskınında…

 

Kavaklıhan cephesindeki; Birinci ve İkinci Kavaklıhan, Ballıca ve Karboğazı savaşlarında aslanlar gibi çarpışan Çukurovalı yiğitleri şanla, şerefle, gururla anıyoruz.

 

Ayrıca Türkistan’dan gelerek halife toprağına ayak basıp Hacca giderken buradaki soydaşlarının savaştığını gören ve burada soydaşlarımız savaşırken bu hac bize haram diyerek savaşa katılan büyük fayda göstererek komutanlığa yükselen, daha sonra şehit düşen, halende Tarsus Şehir Mezarlığı’nın girişinde yatan Hacı yoldaş ve 13 arkadaşını rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum.

 

Aziz hatıraları önünde saygı ve tanzimle eğiliyoruz. Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.

Ne mutlu, kendini aziz milletimizin ayrılmaz bir parçası, kahraman Kuvayı Milliyecilerin torunları olarak görenlere…

 

Ne mutlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar yaşayacağına, tıpkı bizler gibi iman edenlere…

 

Ne mutlu Türk’üm diyene…”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

‘ANAMUR'DAN ERDEMLİ'YE KADAR BOŞ...
CHP Mersin Milletvekili Dr. Hüseyin Çamak, balık çiftliği kurmak için Çevre İl Müdürlüğü’ne başvuran...

Haberi Oku