Mezitli, Mersin ilinin bir ilçesidir.

Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne bağlıdır. Batısında Erdemli, doğusunda Yenişehirilçeleri bulunmaktadır. Turizm açısından gelişmiştir. Mersin Üniversitesi'nin Tece Kampüsü bu ilçede bulunmaktadır. Sahil boyunca uzanan, gelişmiş ve modern bir ilçedir. Çoğunlukla Mersin'in yerli halkı ve üniversite öğrencileri bulunmaktadır.

Mezitli Belediyesi, Almanya'nın başkenti Berlin'in Tempelhof-Schöneberg Belediyesi ile 2012 yılının Eylül ayında 
kardeş şehir anlaşmasına imza atmışlardır.

Mezitli Beldesinin 1968 yılında yapılan Mahalli idareler Seçimi sonucunda ilk Belediye Başkanı Mustafa SAVCI kuruluş aşamasında hizmet binası olmayan belediye, Viranşehir mahallesinde 2 katlı bir binanın üst katında hizmet vermeye başlamıştır.
1968-1973 yılları arasında Mustafa Savcı, 1973-1977 Yılları arasında Bekir Ulaş, 1977-1980 yılları arasında Bekir KARAOĞLAN görevde iken şuanda hizmet veren Belediye Binasının yapımı tamamlanmıştır. 12 Eylül 1980 döneminde Yusuf AKIN'ın Başkanlığına kadar Mersin Belediyesinden Ahmet Tezer ALAP Mezitli Belediye Başkanlığını yürütmüştür.
1984 yılında yapılan Mahalli idareler seçiminde Belediye Başkanı seçilen Yusuf AKIN tarafından görev 1989 yılına kadar sürdürülmüştür.
1989 yılında yapılan Mahalli idareler seçimi sonucu Zeki KOYUNCUOĞLU Belediye Başkanı olmuştur. 1989-1999 yılları arası 2 dönem Belediye Başkanlığı görevini yapmıştır.
1999 yılında yapılan Mahalli idareler seçimi sonucu Nuri HOCAOĞLU Belediye Başkanlığı görevini yapmıştır.
28 Mart 2004 ve 28 Mart 2009 tarihleri arasında Dr. Hakan DEMİRSOY Belediye Başkanlığı görevini yapmıştır.01 Nisan 2009 ve 30 Mart 2014 tarihleri arasında Uğur YILDIRIM Belediye Başkanlığı görevini yapmıştır. 31 Mart 2014 tarihinden itibaren Neşet TARHAN Belediye Başkanlığını fiilen yürütmektedir.

Evliya Çelebi’ye göre Mezitli adı, Seyyah Metizoğlu adlı bir şahısdan gelir, Metiz adı Mezitli’ye dönüşür. Bölgenin ismi kimi kaynaklarda, Tarsus’dan gelen, bölgeye yerleşen Mezid Oğulları’na da bağlanır. Mezitli' ye ilk muhtarlık mührü Çelebi'nin seyahatnamesinden anlaşıldığına göre on yedinci yüz yılda verilir. 17 yüzyılın ikinci yarısında, bu yörede en az 501 hanenin var olduğu biliniyor, nüfus altı yüz kişi… 18. yüz yılda Osmanlı'nın hatalı politikaları yüzünden, bölge halkı, parçalanarak cemaatler halinde farklı bölgelere gidip buralarda yurt tutarlar. On dokuzuncu yüz yılın başından itibaren ise bu soyun devamı olan Koca(eli) Bekirli Cemaati,  Eski Mezitli’yi ticari anlamda geliştirir. Cemaat, Koca Ören mevkisine kışlak kurup hayvancılığın yanı sıra yarı ticaret, nakliyecilik, kısmi ziraate başlarlar. İbrahim Paşa İsyanı ve ardından ziraat politikası nedeniyle, Koca (Deli) Bekirli’ler yeniden zayıflarlar. Bin sekiz yüz altmış dörtten sonra ekip biçtikleri topraklar kendilerine dağıtılınca, Koca Ören'deki evlere,  Eski Mezitli' ye yaptıkları altı ahır, iki katlı taş binalara yerleşirler. Bir süre sonra köy dağıldığı için muhtarlığı lağvedilir. 19 yüz yılın başlarından itibaren, Mezitli, köy statüsüne alınır ve yeniden mühür verilir. Bu sırada Mezitli Köyü merkezi bugünkü Koca Ören Mevki’dir. 1864  sonra ise Eski Mezitli' ye göçler başlar.

19 yüz yıl sonlarında Mersin ilinin canlanmasıyla, bölge yeniden şekillenmeye başlar. Konya Ovası’ndan, Ankara’dan kervanlar ile getirilen ürünlerin; Mezitli’de –Eski Mezitli-, Mısır ve Kıbrıs’tan gemilerle getirilen ürünlerle değiş-tokuş yapıldığı kaynaklarca belirtiliyor. Yerli ve yabancı tüccarlar arasındaki aracılık görevini ise Mersin’e yerleşmiş Levantenler yapıyorlar. Bu aracılık görevini yapan Mersinli levantenler, önceden yerli halktan aldıkları ürünleri depolayıp, gemiler geldiği zaman Karaduvar Limanı’na taşıtıp, gemilere teslim ediyorlar, işte bu ürünlerin depolanıp korunduğu yer Mezitli’deki depolar –Tol- idi. Mısırlı İbrahim Paşa’nın, Tarsus’a dek gelip limanı ele geçirmesi, Tarsus Limanı’ndaki aşırı baskılar –rüşvet, bürokratik engeller vb.- Mersin tren garının oluşması, sonucunda, Mersin en parlak günlerini yaşamaya başlar.  Mezitli’deki yerleşim, Mersin’e doğru yayılır.




Soli, Hıristiyanlık döneminde bir piskoposluk merkezidir. Ancak 525’de büyük bir depremle zarar görür ve VII.yy’da da Arap akınlarıyla karşı karşıya kalır.

Günümüze ulaşmamakla birlikte XIX. yy.’da Soli’ye gelen Avrupalı gezginler, kentte tiyatro, tapınak, hamam gibi yapıların ve nekropolis’in bulunduğundan söz ederler.

Soli antik liman kenti kalıntıları başlıca üç bölümde incelenebilir:

A) Sütunlu Cadde 
Bugün caddede toplam 33 sütun ayaktadır. Bunlardan 4’ü batı 29’u doğu sütun dizisine aittir. Korinth düzenindeki sütun başlıklarından bazıları figürlüdür. Ayrıca bazı sütunların üzerindeki yazıtlardan, caddeye bakan konsollarının Roma imparator ya da üst düzey yöneticilerinin büstlerini taşıdığı anlaşılmaktadır.

B) Soli Höyük
Höyük yaklaşık 22m. yüksekliğinde ve 300m. çapındadır. Tepe üzerinde yapılan yüzey araştırmalarında Erken Demir Dönemi’nden, Roma Dönemi’ne kadar tarihlenen keramik parçaları bulunmuştur.

C) Antik Liman 
Antik liman kalıntılarının büyük bölümü bugün de görülebilir. Liman birbirinden 200m. aralıkla düzenlenmiş iki dalgakırandan oluşur. Batıdaki daha iyi korunmuştur. Limanın boyutları Soli’nin antik dönemdeki büyüklüğü üzerine fikir vermektedir.

Günümüzde Soli antik kentinin çevresi yerleşim alanıdır. Bu nedenle kalıntılar yok edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Soli’nin kurtarılması için arkeolojik kazıların yapılması zorunludur. Soli kazıları, hızlı kentleşmenin tarihsel dokuya olumsuz etkilerini azaltacak, anıtsal liman kentini sosyo-kültürel yapısıyla açığa çıkartarak, toplumun bilgisine sunacaktır